ÖLÜMLÜ VE YARALANMALI VAKALARDA DELİLİN YARGILAMAYA ETKİSİ
Ölümlü ve yaralanmalı olaylarda yargılamanın temelini; olayın nasıl gerçekleştiğini ortaya koyan teknik deliller oluşturmaktadır.
Bir ceza dosyasında delilin niteliği, gücü, doğruluğu ve bilimsel değerlendirme şekli; suç vasfını, failin kast derecesini ve uygulanacak cezanın miktarını doğrudan etkileyebilmektedir.
Bu nedenle kriminal inceleme süreçlerinde elde edilen her bulgu; yalnızca “bir veri” değil, kişinin özgürlüğünü etkileyebilecek hukuki sonuç doğuran teknik kanıt niteliği taşımaktadır.

TESPİT EDİLEN BÜYÜK VE GÜÇLÜ DELİL BULGUSU, DAHA GÜÇLÜ DELİLİ SAKLIYOR OLABİLİR
Ölümlü ve yaralanmalı olaylarda ilk bakışta güçlü görünen deliller; olayın yalnızca görünen kısmını yansıtıyor olabilir.
Kriminal inceleme süreçlerinde bazen “en güçlü delil” olarak kabul edilen bulgu; gerçekte daha büyük ve daha kritik bir delilin üzerini örtebilmektedir.
Özellikle;
- kamera görüntüleri,
- tanık anlatımları,
- balistik bulgular,
- olay yeri izleri,
- dijital kayıtlar
tek başına değerlendirilerek kesin kanaate varılması; olayın gerçek oluş biçiminin eksik yorumlanmasına neden olabilmektedir.
Bu nedenle ceza dosyalarında;
- olayın başlangıç süreci,
- tarafların psikolojik durumu,
- tahrik unsurları,
- olayın gelişim aşamaları,
- eylemin ani mi planlı mı geliştiği,
- kullanılan kuvvetin niteliği,
- failin kast derecesi
çok yönlü olarak değerlendirilmelidir.
Çünkü aynı olay;
- kasten öldürme,
- olası kast,
- ağır tahrik,
- meşru savunma sınırının aşılması,
- iştirak,
- ihmali davranış,
- tasarlama
gibi tamamen farklı hukuki kategorilere dönüşebilmektedir.
Ve bu değişim çoğu zaman; sonradan ortaya çıkarılan yeni bir teknik delil ile mümkün olmaktadır.
ÖLÜMLÜ VE YARALANMALI OLAYLARDA DELİLİN SUÇ VASFINI DEĞİŞTİRMESİ
Ceza hukukunda olayın nasıl gerçekleştiği; uygulanacak suç tipi ve ceza miktarını doğrudan etkilemektedir.
Aynı fiil;
- olay öncesi hazırlık,
- tarafların ilişkisi,
- kullanılan araç,
- olay anındaki ruh hali,
- tahrik unsuru,
- delillerin niteliği
gibi faktörlere bağlı olarak farklı suç kategorileri içerisinde değerlendirilebilmektedir.
Kriminal inceleme ve teknik delil analizi sonucunda olayın aşağıdaki suç tiplerinden hangisine girdiği değişebilmektedir:
KASTEN ÖLDÜRME SUÇU
Failin, mağdurun yaşamına son verme iradesiyle hareket ettiği durumdur.
Bu suç tipinde;
- kullanılan silahın niteliği,
- hedef alınan vücut bölgesi,
- darbe sayısı,
- olayın gelişim süreci
önem taşımaktadır.
OLASI KASTLA SUÇA TEŞEBBÜS, İŞTİRAK VE HAKSIZ TAHRİK
Bazı olaylarda fail doğrudan öldürme kastıyla hareket etmese de;
eylemin ölüm sonucunu doğurabileceğini öngörmesine rağmen fiiline devam etmektedir.
Teknik deliller;
- failin kast derecesini,
- olayın ani gelişip gelişmediğini,
- üçüncü kişilerin etkisini,
- tahrik unsurunu
ortaya koyabilmektedir.
SİLAHLA KASTEN ÖLDÜRME SUÇU
Ateşli silah, kesici-delici alet veya öldürücü nitelikte araç kullanılması durumunda suçun niteliği ağırlaşmaktadır.
Bu tür olaylarda;
- balistik inceleme,
- atış mesafesi,
- kovan ve çekirdek analizi,
- atış yönü,
- kamera kayıtları
önemli delil niteliği taşımaktadır.
KASTEN ÖLDÜRMENİN İHMALİ DAVRANIŞLA İŞLENMESİ
Bazı durumlarda ölüm;
aktif saldırıdan değil,
kişinin yükümlü olduğu davranışı yerine getirmemesi nedeniyle meydana gelmektedir.
Örneğin;
- müdahale etmeme,
- gerekli güvenlik önlemini almama,
- yardım yükümlülüğünü yerine getirmeme
gibi ihmali davranışlar ölüm sonucunu doğurabilmektedir.
Bu durumda teknik inceleme;
ölümün hangi ihmali davranış sonucu meydana geldiğini ortaya koymaktadır.
OLASI KASTTA SUÇA AZMETTİRME
Fail dışında başka kişilerin;
- yönlendirme,
- teşvik,
- planlama,
- organize etme
şeklindeki katkıları teknik delillerle ortaya çıkabilmektedir.
Telefon kayıtları, mesaj içerikleri, dijital veriler ve olay öncesi ilişkiler bu kapsamda önem taşımaktadır.
OLASI KASTLA HAKSIZ TAHRİK
Bazı vakalarda olay;
ani gelişen öfke,
psikolojik baskı,
hakaret,
fiziksel saldırı veya yoğun provokasyon sonucunda gelişebilmektedir.
Yeni ortaya çıkan kamera görüntüleri veya tanık analizleri;
failin ağır tahrik altında hareket ettiğini gösterebilmektedir.
Bu durum ceza miktarını doğrudan değiştirebilmektedir.
TASARLAYARAK (TAAMMÜDEN) KASTEN ADAM ÖLDÜRME SUÇU
Tasarlama;
failin olay öncesinde plan yapması,
soğukkanlı düşünmesi
ve belirli hazırlık süreçleri sonrasında eylemi gerçekleştirmesidir.
Tasarlama değerlendirilirken;
- olay öncesi hazırlık,
- kullanılan ekipman,
- failin davranışları,
- bekleme süreci,
- olay organizasyonu
incelenmektedir.
Bazen küçük görünen bir teknik detay dahi;
tasarlama unsurunun bulunmadığını ortaya koyabilmektedir.
CANAVARCA HİSLE VE EZİYET ÇEKTİREREK ADAM ÖLDÜRME SUÇU
Bu suç tipinde;
failin mağdura gereksiz acı çektirmesi,
vahşet içeren yöntemler kullanması
ve insanlık dışı davranışlar sergilemesi değerlendirilmektedir.
Olay yeri incelemesi,
otopsi bulguları,
yaralanma şekilleri
ve video analizleri bu konuda belirleyici olabilmektedir.
ÇOCUĞA VEYA KENDİNİ SAVUNAMAYACAK KİŞİYE KARŞI KASTEN ÖLDÜRME
Mağdurun;
- çocuk,
- yaşlı,
- engelli,
- fiziksel veya ruhsal olarak savunmasız
olması suçun niteliğini ağırlaştırmaktadır.
Bu tür olaylarda mağdurun savunma kapasitesi;
adli tıp ve teknik delillerle birlikte değerlendirilmektedir.
KRİMİNAL İNCELEMEDE TEMEL PRENSİP
Kriminal inceleme süreçlerinde temel yaklaşım şudur:
Görünen delil ile yetinilmemeli, görünmeyen delilin varlığı da araştırılmalıdır.
Çünkü bazen;
- saniyelik görüntü,
- küçük bir hareket,
- ayakkabı bağcığı,
- el pozisyonu,
- yön değişikliği,
- mikro zaman farkı
dosyanın tüm hukuki niteliğini değiştirebilmektedir.
Bu nedenle;
- video analizleri,
- olay yeri incelemeleri,
- iz delilleri,
- dijital veriler,
- davranış analizleri
disiplinler arası uzmanlık yaklaşımı ile birlikte değerlendirilmelidir.
Gerçeğe ulaşmak; çoğu zaman ilk görünen delilin ötesine geçebilmekle mümkündür.
CEZA DAVALARINDA KANIT VE DELİLİN GÜCÜ
Ceza davaları; kişinin özgürlüğünü doğrudan etkileyen, ağır yaptırımlar ve ciddi hukuki sonuçlar doğuran yargılamalardır.
Özellikle ölümlü olaylarda; fiilin hangi suç tipine girdiği, kastın niteliği, tahrik unsuru bulunup bulunmadığı ve uygulanacak cezanın miktarı büyük ölçüde delillerin kanıt gücüne bağlı olarak şekillenmektedir.
Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde delilin doğru tespiti, bilimsel yöntemlerle analiz edilmesi ve teknik olarak değerlendirilmesi hayati önem taşımaktadır.
DELİL DEĞERLENDİRME SÜRECİNDEKİ RİSKLER
Uygulamada bazı vakalarda;
- Delil inceleme süreçlerinde yeterli özen gösterilmemesi,
- İncelemenin gecikmesi,
- Teknik bulguların gözden kaçması,
- İlave delil araştırmasının yapılmaması,
- Yoğun iş yükü nedeniyle önemli ayrıntıların atlanması,
- Ana delil olarak kabul edilen verinin yanıltıcı olması,
- İncelenen materyalin kalite yetersizliği,
- Olayın farklı bilimsel disiplinler tarafından değerlendirilmemesi
gibi nedenlerle eksik veya hatalı kanaat oluşabildiği bilinmektedir.
Bu durum bazı olaylarda; gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılamamasına ve haksız cezalandırmalara neden olabilmektedir.
Özellikle ağır ceza dosyalarında; olayın yalnızca görünen kısmı değil, görünmeyen teknik detayları da bilimsel yöntemlerle araştırılmalıdır.
KARMAŞIK OLAYLARDA DELİLİN ÖNEMİ
Silahla adam öldürme, toplu kavga ve yaralamalı olaylar; kriminal açıdan çözümü en zor vakalar arasında yer almaktadır.
Kalabalık grupların karıştığı olaylarda;
- arbede,
- panik,
- itiş kakış,
- kullanılan materyallerin çeşitliliği,
- birden fazla kişinin olaya dahil olması
olayın aydınlatılmasını güçleştirmektedir.
Bu tür ortamlarda;
- hangi şahsın hangi eylemi gerçekleştirdiği,
- kullanılan aletin kim tarafından kullanıldığı,
- kime ne şekilde temas ettiği,
- ölüm veya yaralanmaya hangi hareketin neden olduğu
çoğu zaman net şekilde anlaşılamamaktadır.
Olayın başlangıç, gelişme, zirve ve sona erme süreçleri birkaç dakika hatta birkaç saniye içerisinde gerçekleşebilmektedir.
Bu nedenle olay anına ilişkin tanık anlatımlarının mutlak doğruluk içerdiğinin kabulü her zaman mümkün değildir.
“DELİL AFFETMEZ”
Kriminal inceleme disiplininde en önemli prensiplerden biri;
“Delil affetmez.”
yaklaşımıdır.
Olay yeri incelemesinde elde edilen teknik bulgular; çoğu zaman sözlü anlatımlardan çok daha güçlü kanıt değeri taşımaktadır.
Bunların başında;
- kamera görüntüleri,
- dijital kayıtlar,
- iz delilleri,
- balistik bulgular,
- biyolojik materyaller
gelmektedir.
Ancak kamera görüntüleri çoğu zaman;
- düşük çözünürlüklü,
- uzak mesafeden çekilmiş,
- siyah beyaz,
- kesintili veya kısa süreli
olabilmektedir.
Özellikle ölüm anının birkaç saniye içerisinde gerçekleştiği vakalarda; olayın en kritik bölümünün gözden kaçma ihtimali oldukça yüksektir.
Bu nedenle görüntüler;
- saniye,
- salise,
- hatta mikro kare düzeyinde
incelenmelidir.
Mikro detay seviyesinde yapılan analizler sonucunda ortaya çıkarılan teknik bulgular; dosyanın seyrini, suçun niteliğini ve ceza miktarını tamamen değiştirebilmektedir.
GÜÇLÜ GÖRÜNEN DELİL, DAHA BÜYÜK DELİLİ GİZLİYOR OLABİLİR
Kriminal inceleme süreçlerinde önemli çıkarımlardan biri şudur:
Tespit edilen büyük ve güçlü delil, daha büyük bir delilin üzerini örtüyor olabilir.
Bazı vakalarda;
- olay yerinde ölü bulunması,
- silahın tespit edilmesi,
- silah kullanan kişinin görüntüde yer alması,
- kovan sayısının atışla uyumlu olması
olayın çözüldüğü düşüncesini doğurabilmektedir.
Ancak bu aşamada inceleme motivasyonu sona ererse; olayın arka planında bulunan daha önemli teknik bulgular gözden kaçabilmektedir.
Oysa asıl soru şudur:
Görünen fail dışında başka bir ihtimal mevcut olabilir mi?
Bu sorunun cevabı;
- uzun süreli video analizi,
- mikro kare incelemesi,
- iz delillerinin karşılaştırılması,
- farklı uzmanlık alanlarının birlikte değerlendirme yapması
ile ortaya çıkarılabilmektedir.
ÖRNEK VAKA ANALİZİ
Bir olayda kamera görüntüsünde;
- bir şahsın kaçtığı,
- diğer şahsın elindeki silahla onu kovaladığı,
- kaçan şahsın bir dükkân köşesinde sıkıştığı,
- kovalayan şahsın ateş ederek öldürdüğü
görülmektedir.
Şüpheli yakalanarak tutuklanmış ve mevcut görüntüler doğrultusunda;
- tasarlayarak,
- canavarca hisle,
- kasten adam öldürme
suçlamasıyla yargılanmaya başlanmıştır.
Yargılama devam ederken dosyaya dahil olan bağımsız uzmanlar görüntüleri tekrar incelemiştir.
Yapılan mikro analizde;
- şüphelinin ayağındaki botlardan birinin bağcığının çözülmüş olduğu,
- bağcığın koşu sırasında savrulduğu
tespit edilmiştir.
Bu küçük ayrıntı önemli bir teknik şüphe doğurmuştur:
Tasarlayarak hareket eden bir kişinin hazırlıksız ve dağınık halde bulunması hayatın olağan akışına uygun mudur?
Bu teknik şüphe doğrultusunda olayın başlangıcını gösteren farklı kamera kayıtları araştırılmıştır.
Yeni bulunan görüntülerde;
- tarafların olay öncesinde birlikte oturduğu,
- aralarında hararetli tartışma yaşandığı,
- maktulün agresif tavır sergilediği,
- fiziksel temas başladığı,
- ardından silaha yönelme ve kovalamacanın geliştiği
tespit edilmiştir.
Bu yeni delillerle birlikte olayın niteliği değişmiştir.
Başlangıçta;
- tasarlayarak,
- canavarca hisle,
- ağırlaştırılmış kastla
işlendiği düşünülen olayın;
- ağır tahrik altında,
- ani gelişen kavga sonucu,
- tasarlama unsuru bulunmaksızın
gerçekleştiği değerlendirilmiştir.
Yeni delilin mahkemeye sunulması ve kabul edilmesi sonucunda; sanık hakkında tahliye kararı verilmiştir.
TEKNİK DELİLİN ADALET SİSTEMİNDEKİ ÖNEMİ
Bu örnek; bazen çok küçük görünen teknik ayrıntıların dahi davanın kaderini değiştirebildiğini göstermektedir.
Bir ayakkabı bağcığı detayı;
- yeni kamera kaydının araştırılmasına,
- olayın yeniden yorumlanmasına,
- suç vasfının değişmesine,
- ceza miktarının farklılaşmasına
neden olabilmiştir.
Dolayısıyla kriminal inceleme süreçlerinde;
- sabır,
- teknik uzmanlık,
- disiplinler arası değerlendirme,
- detay odaklı analiz
büyük önem taşımaktadır.
UZMAN GÖRÜŞÜ VE BİLİMSEL MÜTALAA
6100 sayılı HMK’nın 293. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 67/6. maddesi kapsamında tarafların uzmanından bilimsel mütalaa alma hakkı bulunmaktadır.
Uzman görüşü raporları;
- teknik delillerin değerlendirilmesine,
- olayın bilimsel açıdan analiz edilmesine,
- bilirkişi raporlarının incelenmesine,
- yeni delillerin ortaya çıkarılmasına
katkı sağlamaktadır.
Ancak uzman görüşü raporları tek başına hüküm niteliği taşımamakta; mahkemenin takdir edeceği teknik bilimsel değerlendirme aracı olarak kullanılmaktadır.
Bu nedenle teknik incelemeler hukuki tavsiye niteliğinde olmayıp; yargılama yetkisi yalnızca ilgili adli mercilere aittir.
İletişim : 0532 346 1539