YEŞİL IŞIKTA GEÇEN ARAÇ NEDEN KUSURLU BULUNDU?
Trafik kazalarında yalnızca geçiş üstünlüğüne sahip olmak, her zaman tamamen kusursuz olunacağı anlamına gelmemektedir.
Özellikle kavşak kazalarında; sürücünün hız durumu, alkol etkisi, dikkat ve özen yükümlülüğü gibi unsurlar da kusur değerlendirmesinde dikkate alınmaktadır.İnceleme konusu olayda;
- bir aracın kırmızı ışık ihlali yaptığı,
- diğer aracın ise yeşil ışıkta kavşağa giriş yaptığı
tespit edilmiştir.
İlk bakışta kırmızı ışık ihlali yapan aracın tam kusurlu olduğu değerlendirilmiş olsa da; yapılan teknik incelemelerde yeşil ışıkta geçen aracın da kazanın oluşumuna etkili davranışlarının bulunduğu ortaya çıkmıştır.
Kamera kayıtları üzerinde yapılan hız analizi ve teknik inceleme sonucunda;
- yeşil ışıkta geçen aracın kavşağa yüksek hızla giriş yaptığı,
- sürücünün alkollü olduğu,
- mevcut hızın kavşak güvenliği açısından uygun olmadığı
tespit edilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sürücüler;
yeşil ışıkta geçiş hakkına sahip olsalar dahi,
- yol,
- trafik yoğunluğu,
- kavşak yapısı,
- görüş durumu,
- olası ihlal riskleri
dikkate alınarak dikkatli ve kontrollü şekilde araç kullanmak zorundadır.
Özellikle kavşak yaklaşımında;
- hızın düşürülmesi,
- kontrollü geçiş yapılması,
- diğer araçların ihlal ihtimaline karşı dikkatli olunması
sürücünün dikkat ve özen yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmektedir.
Bu vakada yapılan teknik değerlendirmede;
kırmızı ışık ihlali yapan araç asli kusurlu kabul edilmiş, ancak yeşil ışıkta geçen aracın;
- aşırı hızlı olması,
- alkollü şekilde araç kullanması,
- kavşağa kontrolsüz giriş yapması
nedeniyle kazanın sonuçlarını ağırlaştırdığı değerlendirilmiştir.
Bu nedenle yeşil ışıkta geçen sürücünün kusur oranı da artırılarak %50’nin üzerine çıkarılmıştır.
Kazanın sonucunda araç içerisinde sağ ön koltukta bulunan kadın yolcu ağır yaralanmış ve yaklaşık 6 ay yoğun bakımda tedavi görmüştür.
Teknik değerlendirmelerde; mağdurun hayatını kaybetmesi halinde olayın yalnızca trafik ihlali boyutunda kalmayacağı, yüksek hız ve alkol etkisi nedeniyle bilinçli taksir kapsamında değerlendirme yapılabileceği, buna bağlı olarak sürücüler hakkında tutuklama dahil ağır ceza süreçlerinin gündeme gelebileceği belirtilmiştir.
Bu olay; trafik kazalarında yalnızca trafik ışığına göre değil;
- hız,
- alkol,
- dikkat yükümlülüğü,
- kavşağa yaklaşım biçimi,
- sürücünün öngörülebilir risklere karşı davranışı
gibi unsurların birlikte değerlendirildiğini göstermektedir.
Ayrıca kamera kayıtları üzerinden yapılan teknik hız hesaplamalarının; kusur oranını ve ceza sorumluluğunu doğrudan değiştirebildiği görülmektedir.
DANIŞIN – TRAFİK UZMANI : 0532 346 15 39
UZMAN GÖRÜŞÜ RAPORU HANGİ AŞAMADA ALINIR?
Trafik kazalarında uzman görüşü ve bilimsel mütalaa raporu; kazanın oluş şekli, kusur oranı ve teknik detayların yeniden değerlendirilmesi amacıyla, sürecin farklı aşamalarında alınabilmektedir.
Özellikle kusur oranına itiraz edilmek istenen durumlarda uzman görüşü raporu; sigorta süreçleri, tahkim başvuruları ve mahkeme aşamalarında önemli teknik delil niteliği taşımaktadır.
Trafik kazası sonrası süreç genel olarak şu şekilde ilerlemektedir:
Kaza meydana gelir.
Taraflar arasında trafik kazası tespit tutanağı düzenlenir.
Olay yerinde;
- araçların konumu,
- hasar durumu,
- fren izleri,
- yol yapısı,
- trafik levhaları,
- çevresel unsurlar
mümkün olduğunca ayrıntılı şekilde fotoğraf ve video ile kayıt altına alınır.
Taraflar olay yerinden ayrılır.
Kaza tutanağı, olay yeri görüntüleri ve diğer belgeler; anlaşmalı servis veya ilgili taraflar tarafından sigorta şirketine gönderilir.
Sigorta şirketi tarafından eksper ataması yapılır.
Eksper;
- aracı inceler,
- hasar durumunu değerlendirir,
- tamir masrafını belirler,
- gerekli teknik kayıtları oluşturur.
Kaza tespit tutanağı ve mevcut verilere göre sigorta şirketleri tarafından kusur oranı değerlendirmesi yapılır.
Belirlenen kusur oranına göre eksper tarafından hesaplanan tamir masrafının ilgili kısmı sigorta kapsamında karşılanır.
Ancak kazaya karışan taraflardan biri;
- belirlenen kusur oranını hatalı buluyor,
- eksik inceleme yapıldığını düşünüyor,
- olayın teknik olarak yanlış değerlendirildiğine inanıyorsa
harici bir trafik uzmanı veya bilirkişiden uzman görüşü ve bilimsel mütalaa raporu alabilmektedir.
Uzman tarafından yapılan teknik incelemelerde;
- kamera kayıtları,
- hız analizi,
- olay yeri fotoğrafları,
- fren ve lastik izleri,
- çarpışma açıları,
- yol yapısı,
- araç teknik özellikleri,
- mekanik arızalar,
- yol kusurları
detaylı şekilde yeniden değerlendirilmektedir.
Hazırlanan uzman görüşü raporu sonrasında kişi;
- sigorta şirketine,
- Sigorta Tahkim Komisyonu’na,
- ilgili sigorta merkezlerine,
- mahkemeye
itiraz başvurusu yapabilmektedir.
Bazı vakalarda uzman görüşü raporu sonucunda;
- kusur oranları değişebilmekte,
- tam kusurlu görülen sürücü tali kusurlu hale gelebilmekte,
- sigorta ödemeleri artabilmekte,
- araç değer kaybı tahsil edilebilmekte,
- cezai sorumluluk yeniden değerlendirilebilmektedir.
Özellikle ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında uzman görüşü raporları;
- tutukluluk değerlendirmeleri,
- bilinçli taksir incelemeleri,
- asli kusur – tali kusur ayrımı,
- destekten yoksun kalma tazminatı
bakımından büyük önem taşımaktadır.
Bu nedenle trafik kazası sonrasında mümkün olduğunca erken aşamada teknik uzman desteği alınması; hem maddi hem de hukuki hak kayıplarının önlenmesi açısından önemli katkı sağlamaktadır.
İZ DELİLİ KUSURU NASIL DEĞİŞTİRDİ?
Trafik kazalarında, özellikle ölümlü ve yaralanmalı vakalarda kusur oranı; hem ceza sorumluluğunu hem de maddi tazminat yükünü doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir.
Asli kusurlu olduğu değerlendirilen sürücüler hakkında;
- tutuklama,
- adli kontrol tedbirleri,
- bilinçli taksirle yargılama,
- yüksek tazminat yükümlülükleri,
- destekten yoksun kalma tazminatı
gibi ağır hukuki sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.
Ancak ilk aşamada yapılan kusur değerlendirmeleri her zaman olayın teknik gerçeğini tam olarak yansıtmayabilmektedir. Özellikle olay yerinde bulunan iz delilleri; kazanın gerçek oluş biçimini ortaya çıkarabilecek en önemli teknik veriler arasında yer almaktadır.
Trafik kazalarında;
- fren izleri,
- lastik sürtünme izleri,
- savrulma yönleri,
- çarpışma noktası,
- boya transferleri,
- kırık parça dağılımı,
- yol üzerindeki deformasyonlar,
- araç alt izleri,
- çim, toprak ve banket temasları
gibi iz delilleri detaylı şekilde incelendiğinde olayın ilk görünümünden farklı teknik sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.
Bazı vakalarda ilk incelemede asli kusurlu kabul edilen sürücünün;
- gerçekte kendi şeridinde bulunduğu,
- karşı tarafın hatalı manevra yaptığı,
- hız ihlali bulunduğu,
- ani yön değiştirdiği,
- görüş mesafesini ihlal ettiği
iz delilleri ile tespit edilebilmektedir.
Örneğin;
yol üzerindeki fren izlerinin yönü ve uzunluğu, araçların çarpışma noktası ile birlikte değerlendirildiğinde; kazanın ilk düşünüldüğü şekilde gerçekleşmediği ortaya çıkabilmektedir. Yine boya transferleri ve kırık parça dağılımları; araçların hangi şeritte çarpıştığını teknik olarak gösterebilmektedir.
Uzmanlar tarafından yapılan detaylı incelemelerde elde edilen yeni bulgular sayesinde;
başlangıçta asli kusurlu kabul edilen sürücünün kusur oranı düşebilmekte, hatta bazı vakalarda tali kusurlu veya tamamen kusursuz olduğu ortaya çıkabilmektedir.
Bu durum yalnızca kusur oranını değil;
- ceza sorumluluğunu,
- tazminat miktarını,
- sigorta ödemelerini,
- tutukluluk değerlendirmelerini
de doğrudan değiştirmektedir.
Özellikle ölümlü trafik kazalarında ortaya çıkarılan yeni teknik deliller;
- bilinçli taksir değerlendirmesini,
- asli kusur durumunu,
- ağır ihmal iddialarını
tamamen değiştirebilmektedir.
Bu nedenle trafik kazalarında yalnızca ilk tutanak veya yüzeysel değerlendirmelerle yetinilmemeli; olay yeri iz delilleri uzmanlar tarafından bilimsel yöntemlerle ayrıntılı şekilde incelenmelidir.
Bazı vakalarda birkaç santimetrelik fren izi, küçük bir boya transferi veya kırık parça dağılımı dahi; dosyanın tüm hukuki niteliğini değiştirebilecek güçte teknik kanıt niteliği taşıyabilmektedir.
UZMAN GÖRÜŞÜ RAPORU NE İŞİNİZE YARAR?
Trafik kazalarında düzenlenen ilk kusur tespitleri her zaman teknik gerçeği tam olarak yansıtmayabilmektedir. Eksik inceleme, yetersiz teknik analiz veya olayın tüm dinamiklerinin değerlendirilememesi nedeniyle hatalı kusur oranları ortaya çıkabilmektedir.
Bu nedenle trafik uzmanları tarafından hazırlanacak uzman görüşü ve bilimsel mütalaa raporları; kazanın teknik yönünün yeniden değerlendirilmesini sağlayarak hem maddi hem de hukuki açıdan önemli kazanımlar sağlayabilmektedir.
Uzman görüşü raporunun sağlayabileceği başlıca faydalar şunlardır:
Trafik ve kasko sigortanızda bulunan hasarsızlık indiriminin korunmasına katkı sağlayabilir. Hatalı kusur oranının düzeltilmesi halinde sigorta kayıtlarındaki olumsuz değerlendirme değişebileceğinden, ilerleyen süreçte prim artışı veya hasarsızlık kaybı gibi mağduriyetlerin önüne geçilebilmektedir.
Kazadaki kusur oranının teknik inceleme ile yeniden belirlenmesi halinde; araç tamir masraflarının sigorta şirketi tarafından karşılanabilmesi mümkün olabilmektedir. Özellikle başlangıçta yüksek kusurlu görülen sürücüler açısından kusur oranındaki değişiklik ciddi maddi avantaj sağlamaktadır.
Ölümlü veya yaralanmalı trafik kazalarında kusur nedeniyle adli soruşturma veya ceza yargılaması söz konusu olduğunda; uzman görüşü raporu olayın teknik boyutunu ortaya koyarak adli süreçte önemli katkı sağlamaktadır. Kusur oranının azalması veya kusursuzluğun tespit edilmesi; soruşturma, tutukluluk, adli kontrol ve ceza değerlendirmeleri bakımından kişinin lehine sonuç doğurabilmektedir.
Araç değer kaybı taleplerinde de kusur oranı büyük önem taşımaktadır. Kusursuzluk veya düşük kusur oranı tespit edilmesi halinde; araçta meydana gelen değer kaybının sigorta şirketinden tahsil edilmesi mümkün olabilmektedir.
Hatalı kusurlu değerlendirilmek yalnızca maddi değil, psikolojik açıdan da ciddi olumsuz etki oluşturmaktadır. Kişinin haksız şekilde suçlu görülmesi; stres, itibar kaybı ve manevi yıpranmaya neden olabilmektedir. Teknik inceleme sonucunda kusur durumunun düzeltilmesi ve haklılığın ortaya çıkması; kişinin psikolojik olarak rahatlamasına ve manevi açıdan olumlu sonuç elde etmesine katkı sağlamaktadır.
Kusursuzluk tespiti halinde; hususi veya ticari araç fark etmeksizin, aracın kullanılamadığı süre boyunca oluşan mahrumiyet zararının da talep edilmesi mümkün olabilmektedir. Özellikle ticari araçlarda çalışamama nedeniyle oluşan gelir kaybı, uzman görüşü ve teknik değerlendirmeler doğrultusunda hukuki talep konusu yapılabilmektedir.
Sonuç olarak uzman görüşü ve bilimsel mütalaa raporları; trafik kazalarının teknik yönünü bilimsel verilerle ortaya koyarak kusur oranlarının yeniden değerlendirilmesine, maddi zararların azaltılmasına ve adli süreçlerde haklılığın ispatına önemli katkı sağlamaktadır.
MEKANİK ARIZA TESPİTİ, ASLİ KUSURLU GÖRÜLEN SÜRÜCÜNÜN BERAAT ETMESİNİ SAĞLADI
İnceleme konusu ölümlü trafik kazasında ilk değerlendirmelerde aracın yol üzerinde kalmasına neden olan sürücünün %100 kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Olay nedeniyle sürücü hakkında bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçlamasıyla adli süreç başlatılmıştır.
Kazanın oluş şekline göre; araç iki şeritli yolun sol bölümünde seyir halindeyken aniden mekanik arıza yaparak durmuştur. Sürücü, arızalanan aracı güvenli şekilde yol kenarına çekememiştir. Olay sonrasında sürücünün; tedbir amacıyla kırmızı renkli bavulu yaklaşık 100 metre geriye bıraktığı, ayrıca eşini de gelen araçlara el işareti yaparak uyarıda bulunması için yol kenarında beklettiği tespit edilmiştir.
Bir süre sonra olay yerine yaklaşan başka bir araç sürücüsü; yol üzerinde bulunan araca çarpmış, meydana gelen çarpışma sonucunda arızalanan aracın yanında bulunan sürücünün eşi hayatını kaybetmiştir.
İlk aşamada yapılan değerlendirmelerde; yol üzerinde duran aracın kazaya sebebiyet verdiği kabul edilerek arızalanan aracın sürücüsü asli kusurlu değerlendirilmiştir. Ancak olayın teknik yönü uzmanlar tarafından detaylı şekilde yeniden incelenmiştir.
Yapılan teknik inceleme ve uzman görüşü çalışmasında;
- aracın ani ve ağır mekanik arıza nedeniyle hareket kabiliyetini kaybettiği,
- direksiyon ve hareket sisteminin kilitlendiği,
- sürücünün aracı güvenli şekilde yol dışına çıkarma imkânının bulunmadığı,
- olay sonrası sürücünün gerekli dikkat ve uyarı tedbirlerini almaya çalıştığı
tespit edilmiştir.
Ayrıca sürücünün;
- reflektif uyarı amacıyla kırmızı bavulu yol gerisine koyması,
- gelen araçları uyarmaya yönelik önlem alması
olayın meydana gelmesini önlemeye yönelik davranış olarak değerlendirilmiştir.
Hazırlanan uzman görüşü ve bilimsel mütalaa raporunda; kazanın meydana gelmesinde sürücünün bilinçli ihmal veya kusurlu davranışının bulunmadığı, olayın temel nedeninin ani gelişen mekanik arıza olduğu teknik kanaatine varılmıştır.
Bu teknik tespit sonucunda;
başlangıçta %100 kusurlu kabul edilen sürücünün kusur oranı %0 olarak değerlendirilmiş, diğer bir ifadeyle sürücünün kusursuz olduğu kabul edilmiştir.
Uzman görüşü raporunun dosyaya sunulmasının ardından yargılama süreci bu teknik bulgular doğrultusunda devam etmiş ve sonuç olarak sürücü hakkında beraat kararı verilmiştir.
Bu vaka; trafik kazalarında ilk bakışta oluşan kusur değerlendirmelerinin her zaman teknik gerçeği yansıtmayabileceğini, özellikle mekanik arıza, yol şartları ve teknik zorunlulukların uzman incelemesi ile detaylı şekilde araştırılması gerektiğini göstermektedir.
Bazı olaylarda;
- mekanik arıza,
- direksiyon kilitlenmesi,
- fren sistemi arızası,
- lastik patlaması,
- elektronik sistem hataları
gibi teknik etkenler sürücünün kontrolü dışında gelişebilmekte ve kusur değerlendirmesini tamamen değiştirebilmektedir.
Bu nedenle ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında yapılacak teknik inceleme ve uzman görüşü çalışmaları; ceza sorumluluğu, kusur oranı ve hukuki sonuçlar bakımından büyük önem taşımaktadır.
MADDİ HASARLI KAZALARDA UZMAN GÖRÜŞÜ NE İŞE YARAR?
Kaza vakası yaşandıktan sonra olayın vahameti, panik hal durumu, trafik sıkışıklık vs gibi olumsuz etkenlerden dolayı, kaza tespit tutanağında tam gerçeklik ifade edilememiş olabilir. Bu bilgiler ışığında sigorta firmalarının verdiği kusur oranlarında hata olabilir.
Kazadaki kusurunuzun daha farklı olduğunu düşünüyorsanız UZMAN RAPORU ile itirazda bulunabilirsiniz.
Trafik uzmanlarımız, olay yeri incelemesi, kaza tespit tutanağı, kaza ile ilgili fotoğraf ve video verilerini, olayın öyküsünü dinleyerek rapor tanzim etmektedir. Bilimsel gerçeklik tüm çıplaklığı ile raporda anlatılmaktadır.
Kişi bu raporlar, sigorta şirketi, sigorta merkezine veya adli süreç başladıysa adli makamlara itirazda bulunabilirler.
Uzman Görüşü raporu, objektif kriterlerle eşliğinde bilimsel veriler ışığında hazırlandığı ve görsellerle desteklendiği için gerçekliğin aydınlatılmasında önemli etkiye sahiptir.
ARACIN MOTOR GÜCÜ ÖLÜMÜNE SEBEP OLDU
Sıradan kullanım amaçlı araçlar genellikle 1.3 – 1.4 – 1.6 motor hacmi ve yaklaşık 100 – 130 – 140 beygir gücü aralığında üretilmektedir. Ancak bazı özel üretim, sportif veya klasik araçlarda çok daha yüksek motor hacmi ve yüksek beygir gücü bulunmaktadır. Özellikle 300 beygir üzeri motor gücüne sahip araçlar; hızlanma, tork aktarımı, direksiyon tepkisi ve yol tutuş karakteri bakımından standart araçlardan ciddi şekilde farklı sürüş dinamikleri oluşturmaktadır.
Bu nedenle normal araç kullanım refleksine sahip bir sürücünün; yüksek motor gücüne sahip performans araçlarına kısa sürede tam uyum sağlaması her zaman mümkün olmayabilmektedir. Araç gücünün ani tork üretmesi, hızlanma karakteristiğinin sert olması, direksiyon hassasiyetinin farklılaşması ve yüksek güç aktarımının sürüş dengesini etkilemesi nedeniyle sürücü beklenmedik şekilde direksiyon hakimiyetini kaybedebilmektedir.
İnceleme konusu vakada da kullanılan aracın yüksek motor gücüne sahip olduğu, sürücünün bu güçteki araca adaptasyon sürecinin teknik olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Yapılan değerlendirmede; sürücünün aracın ani güç aktarımına bağlı olarak direksiyon hakimiyetini kaybettiği, kontrol kaybı sonucu aracın duvara çarptığı, meydana gelen trafik kazasında olay yerinde ölüm gerçekleştiği değerlendirilmiştir.
Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında yalnızca kazanın sonucu değil, kazaya etki eden teknik unsurların tamamı ayrıntılı şekilde incelenmelidir. Araçların motor gücü, teknik özellikleri, sürücünün deneyimi, yol yapısı, hız, lastik durumu, direksiyon tepkisi ve çevresel faktörler birlikte değerlendirilmeden sağlıklı kusur tespiti yapılması mümkün olmayabilmektedir.
ÖLÜMLÜ VE YARALANMALI KAZALARDA UZMAN GÖRÜŞÜ NE İŞE YARAR?
Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında adli süreç derhal başlamaktadır. Kazada kusurlu olduğu değerlendirilen sürücüler veya ilgili kişiler hakkında adli kontrol tedbirleri uygulanabilmekte, bazı vakalarda tutuklama kararı verilebilmektedir. Ancak ilk aşamada oluşan kusur değerlendirmeleri her zaman teknik gerçeği tam olarak yansıtmayabilmektedir.
Bu nedenle kazaya ilişkin;
- araç teknik özellikleri,
- hız değerlendirmesi,
- yol yapısı,
- sürücü reaksiyon süresi,
- mekanik etkenler,
- çevresel faktörler,
- video ve fotoğraf kayıtları
gibi tüm verilerin uzmanlar tarafından detaylı şekilde incelenmesi gerekmektedir.
Trafik uzmanları tarafından hazırlanacak uzman görüşü ve bilimsel mütalaa raporları ile kazanın gerçek oluş şekli teknik açıdan değerlendirilmektedir. Yapılan bilimsel inceleme sonucunda; tutuklanan veya kusurlu olduğu değerlendirilen kişinin gerçekte kusursuz olduğu ya da kusur oranının farklı olduğu tespit edilebilmektedir.
Hazırlanan uzman görüşü raporu;
- kusur oranının yeniden değerlendirilmesine,
- eksik teknik incelemelerin ortaya konulmasına,
- adli mercilerin olayın teknik boyutunu daha doğru değerlendirmesine
katkı sağlamaktadır.
Bazı vakalarda detaylı teknik incelemeler sonucunda ortaya çıkan yeni bulgular; kişinin lehine değerlendirme yapılmasına, tutukluluğun kaldırılmasına veya kusur oranının değişmesine sebebiyet verebilmektedir.
YOL KUSURU TESPİTİ, KAZAYA KARIŞAN SÜRÜCÜNÜN KUSUR DURUMUNU DEĞİŞTİRDİ
Trafik kazalarının değerlendirilmesinde çoğu zaman ilk inceleme sürücü hataları üzerinden yapılmaktadır. Ancak bazı vakalarda kazanın oluşumuna yalnızca sürücü davranışları değil, yolun fiziksel yapısı ve altyapı eksiklikleri de doğrudan etki edebilmektedir. Yapılan detaylı teknik incelemelerde; yol kenarında bulunan ağaç ve bitki örtüsünün gerekli şekilde kesilmediği ve budanmadığı, sürücülerin görüş açısını daralttığı, karşıdan gelen araçların yeterince fark edilmesini engellediği tespit edilmiştir. Özellikle dar yol ve viraj bölgelerinde görüş mesafesinin azalmasının, sürücünün güvenli sürüş alanını kaybetmesine sebebiyet verdiği değerlendirilmiştir.
Ayrıca yolun belirli bir eğime sahip olduğu, bu eğimin araçların direksiyon hâkimiyeti ve sürüş hattı üzerinde olumsuz etki oluşturduğu görülmüştür. Yol eğimi nedeniyle araçların doğal sürüş hattının değiştiği, sürücülerin yolu ortalayarak seyretmek zorunda kaldığı, özellikle ağır tonajlı araçlarda eğim yönüne doğru kayma ve yönelme etkisinin meydana geldiği değerlendirilmiştir.
Mahalde yapılan incelemelerde sürücülerin büyük bölümünün yolu ortalayarak sürüş yaptığı gözlemlenmiştir. Bu durumun yalnızca sürücü davranışından değil; yolun fiziksel yapısı, görüş kısıtlılığı ve eğim etkisinden kaynaklandığı teknik olarak değerlendirilmiştir. Aynı bölgede daha önce de maddi hasarlı trafik kazalarının meydana geldiği, ancak önceki incelemelerde ağırlıklı olarak sürücü kusuruna odaklanıldığı anlaşılmıştır.
Yapılan detaylı teknik ve bilimsel inceleme sonucunda; görüşü engelleyen ağaçlar, yol eğimi, sürüş hattını bozan fiziksel yapı, sürücülerin yolu ortalayarak seyretmek zorunda kalması ve aynı bölgede tekrar eden benzer kazalar birlikte değerlendirilmiştir. Elde edilen teknik bulgular doğrultusunda kazanın meydana gelmesinde yolun fiziksel ve yapısal eksikliklerinin belirleyici düzeyde etkili olduğu, bu nedenle olayda yalnızca sürücü kusurundan söz edilmesinin yeterli olmadığı, yol kusurunun asli kusur niteliğinde bulunduğu değerlendirilmiştir.
Trafik kazalarında kusur değerlendirmesi yapılırken yalnızca sürücünün davranışları değil; yolun mühendislik yapısı, görüş mesafesi, eğim durumu, bakım eksiklikleri ve trafik güvenlik standartları da bilimsel yöntemlerle incelenmelidir. Bazı vakalarda yol kusurunun ortaya çıkarılması; sürücünün kusur oranını azaltabilmekte, tam kusurlu görülen sürücüyü tali kusurlu hatta kusursuz hale dönüştürebilmekte, tazminat yükünü ve ceza sorumluluğunu doğrudan etkileyebilmektedir.
TRAFİK KAZASI KUSUR TESPİTİ
UZMAN GÖRÜŞÜ – BİLİMSEL MÜTALAA RAPORU
Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazaları; yalnızca ceza hukuku yönünden değil, aynı zamanda çok ağır maddi ve manevi tazminat sorumlulukları bakımından da ciddi sonuçlar doğurmaktadır.
Özellikle kusurlu olduğu değerlendirilen sürücüler hakkında;
- destekten yoksun kalma tazminatı,
- sürekli iş göremezlik tazminatı,
- tedavi giderleri,
- araç ve malvarlığı zararları,
- manevi tazminat
gibi yüksek mali yükümlülükler ortaya çıkabilmektedir.
DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI VE SİGORTA KAPSAMI
Zorunlu trafik sigortaları belirli limitler dahilinde ödeme yapmakta olsa da; özellikle ölümlü trafik kazalarında ortaya çıkan destekten yoksun kalma tazminatı bedelleri, çoğu zaman poliçe limitlerini aşabilmektedir.
Bu durumda;
- sürücü,
- araç işleteni,
- araç sahibi
kişisel malvarlıkları ile sorumlu hale gelebilmektedir.
Ancak kazadaki kusur oranının teknik ve bilimsel yöntemlerle daha doğru belirlenmesi halinde;
- kusur oranı değişebilmekte,
- tazminat miktarı düşebilmekte,
- sigorta kapsamı içerisinde kalınabilmekte,
- kişisel mali yük önemli ölçüde hafifleyebilmektedir.
Bu nedenle trafik kazalarında kusur tespiti; yalnızca ceza sorumluluğu açısından değil, milyonlarca liraya ulaşabilen tazminat yükü bakımından da büyük önem taşımaktadır.
KUSUR TESPİTİNDE DETAYLI TEKNİK İNCELEMENİN ÖNEMİ
Uygulamada birçok trafik kazasında;
- ilk kaza tespit tutanağı,
- olay yeri krokisi,
- standart bilirkişi değerlendirmesi
esas alınarak kusur oranı belirlenmektedir.
Ancak detaylı teknik inceleme yapılmadan düzenlenen bazı raporlar;
- eksik veri,
- yetersiz analiz,
- olayın tüm dinamiklerinin değerlendirilememesi
nedeniyle gerçeği tam yansıtmayabilmektedir.
Özellikle;
- kamera görüntüleri,
- araç hasar analizleri,
- fren ve lastik izleri,
- yol yapısı,
- hız hesaplamaları,
- görüş açısı,
- reaksiyon süresi,
- çarpışma açıları,
- trafik işaret ve levhaları,
- hava ve yol şartları
gibi teknik verilerin detaylı değerlendirilmesi sonucunda kusur oranları tamamen değişebilmektedir.
KUSUR ORANINI DEĞİŞTİREN TEKNİK BULGULAR
Detaylı kriminal ve teknik inceleme süreçlerinde elde edilen yeni bulgular;
- tam kusurlu görülen sürücünün kusur oranını azaltabilmekte,
- tali kusurlu hale dönüştürebilmekte,
- hatta bazı vakalarda tamamen kusursuz olduğunu ortaya koyabilmektedir.
Örneğin;
- yayanın ani çıkışı,
- motosikletin aşırı hız yapması,
- karşı tarafın kırmızı ışık ihlali,
- görüşü engelleyen fiziki unsurlar,
- beklenmedik manevralar,
- reaksiyon mesafesinin yetersizliği
gibi unsurlar detaylı inceleme sonucunda ortaya çıkabilmektedir.
Bu nedenle olayın yalnızca yüzeysel görünümüne göre değil, bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir.
UZMAN GÖRÜŞÜ VE BİLİMSEL MÜTALAA RAPORUNUN ÖNEMİ
Tecrübeli uzmanlar tarafından hazırlanacak uzman görüşü ve bilimsel mütalaa raporları;
- olayın teknik yönünü ortaya koymakta,
- eksik veya hatalı değerlendirmeleri tespit etmekte,
- kusur oranının yeniden değerlendirilmesine katkı sağlamakta,
- mahkemeye bilimsel bakış açısı sunmaktadır.
Özellikle;
- video çözümleme,
- hız analizi,
- çarpışma fiziği,
- olay yeri rekonstrüksiyonu,
- sürücü reaksiyon analizi
gibi teknik çalışmalar; kazanın gerçek oluş biçiminin ortaya çıkarılmasını sağlamaktadır.
Bu tür raporlar; hukuki süreçte haklılık yönünde önemli teknik delil ve bilimsel katkı niteliği taşımaktadır.
KAZA ANINDA FOTOĞRAF VE VİDEO KAYDININ ÖNEMİ
Trafik kazası meydana geldiğinde olay yerinin mümkün olduğunca ayrıntılı şekilde kayıt altına alınması büyük önem taşımaktadır.
Özellikle;
- geniş açılı fotoğraf çekimi,
- olay yerinin farklı açılardan videoya alınması,
- araçların son konumlarının kaydedilmesi,
- fren izleri,
- yol yapısı,
- trafik levhaları,
- hava ve ışık durumu
ilerleyen süreçte yapılacak teknik incelemeler açısından kritik delil niteliği taşımaktadır.
Bazı vakalarda olay anına ait birkaç saniyelik görüntü dahi;
- kusur oranını,
- hız değerlendirmesini,
- çarpışma yönünü,
- ilk ihlalin kim tarafından yapıldığını
ortaya çıkarabilmektedir.
SONUÇ
Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında kusur tespiti; yalnızca standart tutanak değerlendirmesi ile sınırlı kalmamalıdır.
Teknik ve bilimsel yöntemlerle yapılacak detaylı incelemeler;
- kusur oranlarını değiştirebilmekte,
- ağır tazminat yüklerini azaltabilmekte,
- sigorta kapsamını etkileyebilmekte,
- ceza sorumluluğunu yeniden şekillendirebilmektedir.
Bu nedenle trafik kazalarının;
- uzmanlık,
- teknik analiz,
- bilimsel yaklaşım,
- detaylı delil değerlendirmesi
ile incelenmesi büyük önem taşımaktadır.
TRAFİK KAZASI KUSUR TESPİTİNDE HESAPLAMA NASIL YAPILIR?
Trafik kazalarında kusur oranı; ceza sorumluluğunu, sigorta ödemelerini ve maddi-manevi tazminat miktarlarını doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir.
Kusur oranları; kazanın oluş şekli, sürücü davranışları, yol ve çevre koşulları ile teknik veriler dikkate alınarak trafik uzmanı veya bilirkişi tarafından belirlenmektedir.
Kusur değerlendirmesi yapılırken başta;
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu,
- Karayolları Trafik Yönetmeliği,
- Yargıtay içtihatları,
- teknik trafik kuralları
esas alınmaktadır.
TRAFİK KAZALARINDA %100 KUSURLU OLMAK NE ANLAMA GELİR?
Kazanın meydana gelmesine neden olan tüm ihlal ve sorumluluğun tek tarafta bulunduğu anlamına gelmektedir.
Bu durumda;
- karşı tarafın tamamen kusursuz olduğu,
- kazanın oluşumunda hiçbir katkısının bulunmadığı
kabul edilmektedir.
Uygulamada “8’de 8 kusurlu” şeklinde de ifade edilmektedir.
%100 kusurlu bulunan tarafın;
- karşı taraftan tazminat talep hakkı bulunmamaktadır,
- kendi zararlarını karşı tarafın sigortasından talep etmesi mümkün değildir.
Ölümlü veya yaralanmalı kazalarda ise bu durum; cezai sorumluluğun büyük ölçüde kusurlu sürücü üzerinde değerlendirilmesi sonucunu doğurabilmektedir.
TRAFİK KAZALARINDA %75 KUSURLU OLMAK NE ANLAMA GELİR?
Kazanın oluşumunda ağırlıklı kusurun sizde bulunduğu, ancak karşı tarafın da belirli oranda kusurlu olduğu anlamına gelmektedir.
Bu durumda;
- %75 oranında kusurlu,
- %25 oranında haklı
olunduğu kabul edilmektedir.
Uygulamada “8’de 6 kusur” olarak da ifade edilmektedir.
Bu halde;
- karşı tarafın sigorta şirketinden yalnızca %25 oranında hak talep edilebilir,
- zararınızın %75’lik kısmı tarafınıza ait kabul edilir.
TRAFİK KAZALARINDA %50 KUSURLU OLMAK NE ANLAMA GELİR?
Kazanın meydana gelmesinde her iki tarafın eşit derecede etkili olduğu anlamına gelmektedir.
Bu durumda;
- tarafların sorumluluğu yarı yarıya paylaşılmaktadır.
Uygulamada “8’de 4 kusur” olarak da adlandırılmaktadır.
Bu halde;
- taraflar zararlarının yalnızca karşı tarafın kusur oranına denk gelen kısmını talep edebilmektedir.
Örneğin;
araç hasarı 100.000 TL ise, karşı tarafın sigortasından yaklaşık %50 oranında ödeme alınabilmektedir.
TRAFİK KAZALARINDA %25 KUSURLU OLMAK NE ANLAMA GELİR?
Kazanın oluşumunda tali derecede sorumlu olmak anlamına gelmektedir.
Bu durumda;
- %75 oranında haklı,
- %25 oranında kusurlu
olunduğu kabul edilmektedir.
Uygulamada “8’de 2 kusur” şeklinde de ifade edilmektedir.
Bu halde;
- sigorta şirketinden zararın yaklaşık %75’lik kısmı talep edilebilmektedir.
TRAFİK KAZALARINDA %0 KUSURLU OLMAK NE ANLAMA GELİR?
Kazanın oluşumunda hiçbir kusur bulunmadığı anlamına gelmektedir.
Bu durumda;
- kişi tamamen haklı kabul edilir,
- maddi zararlarının tamamını talep etme hakkı doğar.
Ölümlü veya yaralanmalı trafik kazalarında ise;
- cezai sorumluluk doğmaması,
- beraat veya takipsizlik değerlendirmeleri
gündeme gelebilmektedir.
TRAFİK KAZASI KUSUR TESPİTİ İÇİN UZMAN GÖRÜŞÜ ALMAK İÇİN NELER GEREKLİDİR?
Trafik kazası kusur analizi yapılabilmesi için mümkün olduğunca fazla teknik veri ve belge sunulması önem taşımaktadır.
Özellikle aşağıdaki belgeler inceleme açısından önemlidir:
- Kaza tespit tutanağı
- Olay yeri fotoğraf ve videoları
- Kaza konum bilgileri
- Araç ruhsat ve teknik bilgileri
- Muayene ve sigorta bilgileri
- Varsa mevcut bilirkişi raporları
- Tramer kayıtları
- Kamera görüntüleri
- Adli kayıtlar
- Sürücü ifadeleri
- İddianame ve soruşturma evrakları
Sunulan veriler trafik uzmanı tarafından teknik değerlendirmeye alınmaktadır.
UZMAN RAPORU NASIL HAZIRLANIR?
Trafik uzmanı tarafından yapılan incelemelerde;
- araç hız analizleri,
- çarpışma açıları,
- fren ve lastik izleri,
- sürücü reaksiyon süresi,
- yol yapısı,
- kavşak geometrisi,
- görüş mesafesi,
- trafik işaretleri,
- meteorolojik şartlar,
- araç hasar dağılımı
gibi teknik veriler bilimsel yöntemlerle değerlendirilmektedir.
Gerekli görülen vakalarda;
- olay yeri keşfi,
- video çözümleme,
- hız hesaplaması,
- araç dinamiği analizi
çalışmaları da yapılabilmektedir.
İş yoğunluğu ve dosyanın kapsamına göre uzman görüşü ve bilimsel mütalaa raporu en kısa sürede hazırlanmaktadır.
TRAFİK KAZASI KUSUR ORANINI BELİRLEYEN ETKENLER
Kusur tespiti yapılırken çok sayıda teknik ve hukuki unsur birlikte değerlendirilmektedir.
Başlıca değerlendirme kriterleri şunlardır:
- Yolların geçiş üstünlüğü durumu
- Araçların geçiş hakkı yetkileri
- Kavşak geometrisi ve trafik düzeni
- Meteorolojik şartlar
- Yol ve görüş durumu
- Sürücülerin sağlık durumu
- Alkol ve uyuşturucu etkisi
- Trafik işaret ve levhaları
- Duraklama / park / yolcu indirme bindirme ihlalleri
- Yol yapım ve bakım kusurları
- Araçların teknik ve teknolojik özellikleri
- Hız değerlendirmesi
- Reaksiyon süresi
- Asli kusur – tali kusur ayrımı
gibi çok sayıda faktör bilimsel yöntemlerle analiz edilmektedir.
SONUÇ
Trafik kazalarında kusur oranı yalnızca sigorta ödemesini değil;
- ceza sorumluluğunu,
- tazminat miktarını,
- destekten yoksun kalma taleplerini,
- kişisel mali yükümlülükleri
doğrudan etkilemektedir.
Bu nedenle trafik kazalarının;
- teknik uzmanlık,
- bilimsel analiz,
- detaylı delil değerlendirmesi,
- disiplinler arası yaklaşım
ile incelenmesi büyük önem taşımaktadır.
Bazı vakalarda küçük görünen teknik bir detay dahi;
- kusur oranını tamamen değiştirebilmekte,
- tam kusurlu görülen sürücüyü kusursuz hale getirebilmekte,
- milyonlarca liralık tazminat yükünü etkileyebilmektedir.
UZMAN RAPORU ÜCRETLENDİRMESİ
Trafik kazası kusur tespiti için yapılacak ücretlendirme;
- maddi hasarlı veya ölümlü-yaralanmalı vaka olması,
- olayın teknik karmaşıklığı,
- olay yeri keşfi gerekip gerekmediği,
- şehir ve mesafe durumu,
- birden fazla uzmanlık alanı gerektirmesi,
- yol mühendisi, makine mühendisi veya tıbbi uzman görüşü ihtiyacı,
- kamera ve video analiz çalışmaları
gibi kriterlere göre değişkenlik göstermektedir.
Her vaka kendi özel koşulları içerisinde değerlendirilerek ayrı ücretlendirilmektedir.
ARAYIN DANIŞIN – TRAFİK UZMANI : 0532 346 15 39